Sevgili Bahar'ın düzenlediği hediyeleşme etkinliğine bende katılmıştım. Bugün hediyelerimi aldım ve çok sevindim. Teşekkür ederim Baharcığım, böyle bir etkinlik düzenlediğin için. Bu benim için bir ilk oldu. Güzel de oldu canım.

Evet, benimde hediyelerim geldi!!!!!!
Dün yine çok yoğun bir gün geçirmiştim, tam kendimi yorgun bir şekilde eve attım derken kapı çaldı. Eşim kargo'dan geldiklerini görünce şaşırdı. Çocuklar ayaklandı. Bu da neyin nesi diye. Bu günlerde okadar yoğunum ki eşime bu hediyeleşme konusundan bahsetmemişim bile. Kargodan gelen adamı görünce ben anladım hemen. İçim kıpır kıpır etti birden. Fakat ev halkı benden daha heyecanlıydı. Biryandan, ben, onları bu konu hakkında aydınlatmaya çalışırken biryandan da, eşim, sabırsızlıkla kutuyu açmaya çalışıyordu. Çocuklar ise tabiiki: "Anne, çocuklarının olduğunu biliyorlarmı? Bize de bişey göndermişlermidir?" sorularıyla sıkıştırdılar beni.
Neyse sonunda kutuyu açmayı başardık. İçinden çok güzel hediyeler çıktı. Birde arkadaşım Gönül (gonuluncelezzetler.blogspot.com) çok güzel bir mektup yazmış. Bende zaten mektup almayı da yazmayı da çok severim. Maalesef artık ceptelefonları, msn vs. çıktı, o güzel alışkanlıkları unuttuk. Mektubunda " hiç tanımadığım birisine yazacak ne de çok şeyim varmış" diyordu. Çok mutlu oldum. Bazen birbirini görmeden de o kişinin enerjisini alabiliyorsun. Birbirimizi tanımamamıza rağmen çok güzel bir duygu alışverişi oldu bence. Hediyelerin Bursa'dan geldiğini öğrenince de ayrıca çok sevindiğimi belirtmek istiyorum. Ben 4 yıl Bursa'da yaşadım. Öğrenciydim o zamanlar. Çok güzel günlerim geçti orada. Herşey buram buram Bursa kokuyordu adeta. Ne kadar çok özlediğimi farkettim, çünkü Bursa'yı çok seviyorum. Türkiye'nin en güzel ve heryerinde tarih kokan şehirlerinden biri Bursa. Tekrar güzel hediyeleri ve mektubu için Gönüle çok teşekkür ediyorum.
Yalnız bende kendimden utanıyorum bu arada. Dediğim gibi bu aralar çok yoğun olduğum için hala bana çıkan arkadaşın hediyesini almaya gidemedim. Bu konuya vakit ayıramadım doğrusu. Fakat dün bu hediyeleri alınca o kadar mutlu oldum ki, bende bana çıkan arkadaşı aynı şekilde mutlu etmek istiyorum. Hemen bugün bu işi halledeceğim inşallah.
Hadi bakalım hediye almaya ozaman........
Fotoğrafları hediyeleri alır almaz çektim, sabırsızlıkla. Akşam üzeri olduğu içinde biraz karanlık çıkmış.
Güzel Bursanın güzel havlularını göndermiş Gönülcüğüm bana. Çok sevindim.

Havluların yanında çok güzel bir kek fanusu vardı. Aynı zamanda kahvaltılık veya çerezlik olarak da kullanılabiliyormuş. Bana da gerçekten çok lazım oluyor bu tür kablar. Bizim evde kek ve kurabiye hiç eksik olmadığı için.....
Ayrıca elma şeklinde çok güzel bir mum göndermiş Gönülcüğüm bana. Elma benim en sevdiğim meyvedir. Çok doğru bir seçim yapmış yani...

Bu aralar bol hediyeli günler geçiriyorum. Doğumgünüm, görümcemlerin K.maraş'tan gelmesi, anneler günü ve Bahar'ın hediyeleşme etkinliği derken alıştık valla hediye almaya. Fazla da alışmamak lazım herhalde. Hergün bekler oldum. Bunun sonu iyi değil valla.
Herneyse, anneler günü dolayısıyle benim çocuklarda bir heyecan bir heyecan anlatamam. 2 hafta öncesinden bir telaş başladı. Arkadaşlarıyla bir program yapmalar felan. Anlayamadım bir türlü ne olduğunu. Neyse gün geldi çattı. Bir gün öncesinden ikiside "anne bize para verirmisin" diyerek geldiler yanıma. "Hayrola" dedim bende. " Lazım işte" dediler. Tabii haşlıklarını günlük harcayınca hediye için para kalmadı. Eh ozaman en mantıklısı ne.... anneler günü hediyesi için anneden para istemek tabiiki.
Neyse fazla da yalvartmadan istediklerini verdim. Koşa koşa hediye almaya gittiler.
Genelde sabahları erken kalkarım. Hava aydınlandıktan sonra uyuyamama gibi bir problemim olduğu için, erken kalkan erken yol alır sözünden yola çıkarak bende bunu harfi harfine uyguluyorum diyebilirim.
Bugün kahvaltıya özel bişeyler yapayım dedim. Geçenlerde güzel bir paskalya çöreği tarifi almıştım fakat hangi arkadaşın blogundan aldığımı yazmayı unutmuşum tarifin yanına. Lütfen tarifini gören olursa sahip çıksın. Hemen yazalım kimden olduğunu.
Bugün kahvaltıya özel bişeyler yapayım dedim. Geçenlerde güzel bir paskalya çöreği tarifi almıştım fakat hangi arkadaşın blogundan aldığımı yazmayı unutmuşum tarifin yanına. Lütfen tarifini gören olursa sahip çıksın. Hemen yazalım kimden olduğunu.
Kalktım sabah sabah hamuru yoğurmaya. Valla çok da güzel oldu.
Bunlar küçük çörekler.
Bunlar da büyük çörekler.
Hemen tarife geçeyim:
- 1 sb ılık süt
- 1 sb sıvıyağ
- 3 yumurta
- 1 pk. yaşmaya
- 6 yk. tepeleme tozşeker
- 1 çk. tuz
- aldığı kadar un
Sütü kan ılık haline getirdikten sonra mayayı içinde eritelim. 10-15 dk mayanın köpürmesini bekleyelim. Un hariç diğer malzemeleri karıştıralım. Mayalı sütü de ilave edelim. Yavaş yavaş da unu ilave edelim. Ele yapışmayan bir hamur olana kadar yoğuralım. Ben genelde hamurlarımı kabın içerisinde mayalandırmam. Herzaman tepsi mayasının gelmesini beklerim. Çünkü öncesinde mayalanan hamurun üzerinde işlem yaparken mayasının söndüğüne inanıyorum. Hamuru mayalandırmadan hemen işlersen ve tepside mayasının gelmesini beklersen daha güzel oluyor bence. Tabiki herkezin kendine göre yöntemleri var.
Hamurumuz olduktan sonra arzu ettiğiniz büyüklükte belikler oluşturun. Yuvarlak bir biçimde olabilir. Arzuya göre değişir. Üzerine tekrar yumurta sarısı ve sıvıyağ karışımı
sürdükten sonra biraz tozşeker serpelim. Önceden ısıtılmış fırında 150-180 derece arasında pişirelim.
Minik çörekler pişti.


Bunlar da büyük çöreklerim fırında pişirken. Görüntüye dayanamadım, sizlerle paylaşmak istedim. Bu fotoğrafa bakınca sıcacık ve mis gibi kokuların geldiği bir mutfak düşünün lütfen.


İşte Anneler günü soframız. Allah ne verdiyse işte. Hediyelerimi kahvaltıdan önce almıştım. Hemen bir fotoğraflıyayım dedim. Güzel bir anı işte. Tüm dünyayla paylaşmak istedim.



İşte Anneler günü soframız. Allah ne verdiyse işte. Hediyelerimi kahvaltıdan önce almıştım. Hemen bir fotoğraflıyayım dedim. Güzel bir anı işte. Tüm dünyayla paylaşmak istedim.



