Davet Menüleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Davet Menüleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2009 Salı

YILBAŞI HAZIRLIKLARI - NANE LİKÖRLÜ ELMA TATLISI

0 yorum

Pazar günü Sinemciğimin ev sahipliğinde çok keyifli bir öğleden sonra geçirdik. Bizi evindeki sımsıcak ortamla karşıladı. Yılbaşının umudu ve coşkusu evine o kadar yansımıştı ki fotoğraf makinamı elimden düşüremedim, tabii sırf ben değil. Fotoğraf konusunda daha çok şey öğrenmem gerektiği bir gerçek. Ben tarif vereyim, fotoğrafa Burcu'dan bakın :)

Yılbaşı hazırlıklarına henüz ben malesef girişemedim. Bu ara pasta, kurabiye işlerine o kadar daldım ki evime sıra gelmedi, bu da beni son derece rahatsız ediyor. O yılbaşı ağacının ışıklarını gece seyretmekle müthiş bir huzur buluyorum çünkü.

Sinoş'un masası tek kelime ile kusursuzdu. Çay ve şarap ikramını, tatları kadar sunumları ile de aklımızda kalan güzel yiyeceklerle yaptığı açık büfesinde yılbaşı sofralarımız için de fikir verebilecek alternatifler bulunuyordu.

  • Somon ve avakadolu minik dürümler

dürüm

  • Fıstıklı ve Üzümlü Kıymalı Börek (Hem yufka hem milföy kullanılmıştı)
    kiymali borek
      • Mercimek Salatası

      mercimek

      • Peynirli ve Zeytinli Çörekler

      Ve bunların dışında;

      soframızı renklendirdi..

      Ama bir tat vardı ki bunu merak edeceğinizi bildiğim için tarifini aldım ve şimdi yayınlayacağım :)

      Yılbaşının renklerini tüm ahengiyle sergileyen bu tatlının ne kadar hafif ama ne kadar lezzetli olduğunu ancak yediğinizde anlayabilirsiniz diyebiliyorum.

      Ben alkol tüketmeyi sevmeyen biri olmama rağmen içindeki nane likörü beni hiç rahatsız etmedi.

      NANE LİKÖRLÜ ELMA TATLISI

      <


      Malzemeler:

      • 10-12 adet yeşil elma
      • 1 şişe nane likörü
      • 3-4 yemek kaşığı toz şeker
      • Kaymak
      • Nar
      Elmaların kabukları soyulur ve ortasındaki çekirdek, elmaya hasar vermeden soyucu aleti ile çıkartılarak, elmanın içinde bir delik açılır.

      Elmalar tencereye oturtulur (geniş bir tencere kullanılmalı) ve üzerlerine 1 şişe nane likörü dökülür. 3-4 yemek kaşığı toz şeker de serpilir ve tencerenin kapağı kapatılarak elmalar yumuşayıncaya kadar pişmeye bırakılır.

      Pişen elmalar, nane likörünün verdiği renkle yeşile döner.

      Soğuyan elmaların ortalarına kaymak doldurulur ve narla servis edilir.


      Nasıl ama , şu ahenk kendisine hayran bırakmıyor mu?

      Yılbaşı coşkusu sarsın heryeri.. İçimiz umut dolsun !



      Afiyetle,
      Devamını Oku

      14 Aralık 2009 Pazartesi

      BABY SHOWER - 2

      0 yorum
      Son iki haftadır müthiş bir koşuşturma içerisindeyim. Canım arkadaşım Sevgim'in doğumu iyice yaklaştı. Tarihin yakınlaşması bir takım hazırlıkları da beraberinde getirdi haliyle. Haftalar önce çıkılan Eminönü alışverişi sonrasında hastanede verilecek çikolataları hazırladık ilk önce. Bu hazırlıklarımızı sizlerle bir başka yazımda paylaşıyor olacağım. Sonrasında da hep yapmayı planladığımız Baby Shower partisi için koşuşturmaca başladı. Dekorasyonundan, ikramına, oyunlarından hediyelerine kadar her ayrıntıyı bir bir ele aldık. Hakikaten çok keyifliydi.





      babyshower


      Önce dekorasyonla başlayalım:



      Eğer bu tarz bir partiyi evde yapıyorsanız ve davetli sayınız 10'un üzerindeyse açık büfe sistemi en iyisi diye düşünüyorum. Bu sebeple , açık büfe şeklinde hazırladığımız sofrayı oğlumuz olacağı için mavi tüllerle bezedim ve kurdelelerle süsledim.



      Bir çok ayrıntının malesef fotoğrafını çekmeyi o hengamede atlamışım ama en azından fikir vermesi adına bu detaylardan da bahsedeyim sizlere.



      Eminönünden aldığımız mavi ve üzerinde ayıcık figürlü peçeteler de masaya son derece uyumlu oldu.




      Yine tül ve kurdele yardımıyla salon kapısının üzerine bir süs yaptık ve yine Eminönünde aldığımız ayıcık ve ördek sarkıt süsleri ile salona farklı bir ambians katmaya çalıştık.

      babyshower dekorasyon



      Dış kapıya Eminönü'nden satın aldığımız strafordan bebek taşıyan leylek figürünü ve bebeğimizin adını oluşturan harfleri asarak misafirlerimizi daha içeriye girmeden parti havasına sokmuş olduk :)

      baby12



      Bunun dışında salonun perdelerine bebişin onu bekleyen zıbınlarından asarak biraz da çeyizini sergileyelim dedik :)




      Yılbaşı nedeniyle kurduğumuz ağacın altına mavi balonlar ve oynayacağımız oyunlarda ödül olarak vereceğimiz hediyelerin yanına bir de konukların getirdiği birbirinden şirin hediyeler de gelince çok da zengin bir görüntü oluştu.


      baby13


      Davet menümüze geçersek;












      Tamamen anneye eğlence ve motivasyon unsuru sağladığını düşündüğüm ve hakikaten kafa dağıtmaya birebir bu organizyonun eğlence kısmı olmazsa olmaz tabii ki..

      Sevgim ile partiden önce ciddi bir hazırlık evresi de oyunlar konusunda geçirdik. Sinem'in Baby Shower partisindeki tecrübeyle bir çok oyunu bu sefer de uyguladık.

      Hediye Kapmaca
      A-Z Bebek Eşyası yazma oyunu
      Tuvalet kağıdı ile anne adayının karnının çapını bilme
      Bebek Tombalası (Baby Bingo)
      ve
      Bu sefer yeni olarak uyguladığımızı söyleyebileceğim çocukluk fotoğrafı tahmini
      Bu hakikaten çok keyifliydi.
      Herkes gelirken bebeklik ya da çocukluk fotoğrafını getirdi ve Sevgim'e verdi. Sevgim de oyun esnasında her fotoğrafı sırayla gösterdi. En fazl doğru tahmini yapan oyunu kazandı.

      Bu oyunların tabii ki birincilerine ve kazananlarına ufak ufak hediyelerimiz de oldu.

      Hediye olarak çok az maliyetli ama keyifli şeyler edindik hem Eminönü alışverişimiz hem de Metro alışverişimiz esnasında.

      Mumluk, dergiler, vazo, kol düğmesi, biblo, anahtarlık gibi hediyeleri kazananlara verince herkes çok mutlu oldu.

      Shower partimizi tüm katılanlara üzerlerinde "Demir" (beklenen minnoşun adı) yazan, hazırladığım kurabiye ve cupcakelerle tamamladık.

      babyshower kurabiyeleri



      babyshower cupcake



      Afiyetle,
      Devamını Oku

      1 Aralık 2009 Salı

      ŞİPŞAK DOĞUMGÜNÜ SOFRASI ve SÜPRİZ HEDİYEM

      0 yorum
      Nasıl geçti bayram tatiliniz? Umarım hepinizin keyfi yerindedir.Vallahi ben maddelediğim yeme-içme ve uyanma kriterlerine pek uyduğumu malesef söyleyemeyeceğim. Yine her gün saat kurdum ve yine malesef çatlayacak duruma gelene kadar yedim :( Bunların dışında yazdıklarımın hepsine uygun hareket ettiğimi belirtebilirim.
      Geçen yıllarda da olduğu gibi, annemin ve eşimin doğumgünleri arka arkaya olduğu için bayramda mum üstüne mum üfleyip durdular.
      Asıl dün doğumgünü olan eşim, artık yeter, uğraşma bir yerlere gider bir şeyler yeriz deyince hiçbir hazırlığa girişmedim ben de. Ama sonrasında kendini iyi hissetmeyince, hızlısından minik bir organizasyonla evde ne varsa konseptini devreye sokup acil durum sofrası kuruverdim:)
      Hal böyle olunca pastayı hazır almam icabetti tabii. Hazır pasta ile aram pek hoş olmadığı, Engin'in de tatlıya çok düşkün olmayışı nedeniyle alternatif bir çözüm ürettim kendimce. Bizi yalnız bırakmayan 2 arkadaşımızın da profiterolü sevmesi nedeniyle iş çıkışı hemen Manolya Pastanesi'ne gittim. Daha önce deneme şansınız oldu mu bilmiyorum ama eğer profiterol seven biri iseniz size buranın profiterolünü denemenizi tavsiye ediyorum, özellikle de parça çikolatalı olanını.
      Aldığım profiterolleri evde şık bir tabağa koyduktan sonra, evde olur da pasta yaparsam diye geçenlerde Engin için aldığım "HAPPY BIRTHDAY" harflerinin mumlarını üzerine dizdim. Kırmızı şeker hamurundan kalıpla kestiğim bir kaç adet kalp ve minik şekerlemelerle süsledim.
      İşte alternatif pastamız hazır oldu.

      Bunun dışında akşam yemeği için şunları hazırladım.

      • Kuru köfte
      • Fırın Patates
      • Tereyağlı Pirinç Pilavı
      • Gavurdağı Salatası
      • Yoğurtlu Patlıcan Salatası
      • Peynir Tabağı
      • Karnıbahar Graten

      Menü içerisindeki tarifleri bir sonraki yazımda vermeye başlayacağım.

      Gelelim Engin için hazırladığım süprize .. Bunu buradan yazıyorum çünkü eğer uzun zamandır birlikteyseniz eşinize ya da sevdiğiniz, değer verdiğiniz birisine artık hediye daha doğrusu anlamlı hediye bulmakta zorlanıyor olabilirsiniz. Ya da bu sefer farklı olmak, şaşırtmak istiyor da olabilirsiniz. Açıkçası benim özellikle doğumgünlerinde farklı olmak gibi bir yaklaşımım olmuştur hep..Üstelik 15 senedir birlikte olduğumuz için eşime kazak-pantalon almak pek de anlamlı gelmiyor artık bana :)

      Geçmişte yaptığım değişik hediye konseptlerinin üzerine ne yapsam diye bu sene de çok düşündüm. Üzerinde resimlerinin basılı olduğu çikolataları, keşke bir daha gitsek dediği yere yaptırdığım rezervasyonu, tanıştığımız günden itibarenki resimlerle hazırladığım slayt showu , gazeteye verdiğim ilanı (sanırım en komiği buydu) gibi gibi... düşününce artık tıkanma noktasında olduğumu farkettim ve bir spor mağazasında spor ayakkabı bakarken hayal etmeye başladım kendimi... Evet spor ayakkabı almalıyım...Eee neresinde bunun süpriz dediğinizi duyar gibiyim :)

      Son çare olarak google'da şu kelimeleri yazarken buldum kendimi .... ilginç doğumgünü fikirleri ...

      İşte çaresizliğimin bittiği andı.. Hep istemiştim ama bulamamış, bir türlü nasıl yaparım diye işin içinden çıkamamıştım ...

      Şarkı söylemek.. Ama öyle laptopta ya da herhangi bri kayıt cihazında ses kaydetmek değil, bildiğiniz stüdyo ortamında şarkı söylemek. Enstrümanla, aranjörle, sesinize az da olsa profesyonelce müdahale edilerek :) (Bakın az dedim, kendim bülbülüm ya)

      Karşıma çıkan link... Size Özel Müzik tam da aradığım hizmeti veriyordu ... Özel günlerinde kişilere bu konuda yardımcı oluyordu. Hemen aradım; az vaktim kaldığı için endişem vardı. Bayram geliyordu ve bayram esnasında Engin'in haberi olmadan bu hazırlığı yapmam mümkün değildi.

      Görüştüğüm bey, Tuncay Bey, sağolsun bana son derece yardımcı oldu. Hemen randevulaştık ve ben bir akşam mesaiye kalıyorum diyip (aman yalan söyledim ya ödüm patladı vallahi) :) stüdyoya gittim. Seçtiğim şarkıyı bir iki tekrarda kayıt ettik ve sonrasında Tuncay Bey keman çalarak ve aranjesini yaparak bana kaydı teslim etti.

      İnsanın kendi sesini dinlemesi çok tuhaf :) Bir ara yok verilmez bu dedim ama sonra sonra alıştım. Zaten aldığım tepkiler de hep olumlu oldu, bir yıldız doğuyor yani anlayacağınız :)

      Kaydı bir CD'ye çekip, CD'ye de güzel bir fotoğrafla kapak yapıp dün akşam Engin'e hediyesini verdim. İnanılmaz şaşırdı ve duygulandı. İşte görmek istediğim, sevdiklerimin yüzündeki o mutlu tebessümü böylelikle yakalamış oldum..

      Afiyetle,

      Devamını Oku

      13 Eylül 2009 Pazar

      İFTAR SOFRASI 2 - VESİLESİ DOĞUMGÜNÜ

      0 yorum
      Geçtiğimiz hafta doğumgünüm nedeniyle iftarda ailecek bizim evde toplandık. 20 yaş dişlerimin bana verdiği azap nedeniyle bu sofranın hazırlığını malesef ben yapamadım. Canım annecim güzel elleri ile harika bir menü oluşturdu.


      İftar soframızda:

      Pastayı da canım annem elleri ile hazırlamıştı. Artık o da kendi klasiklerini farklı yöntemlerle sergilemeye başladı.

      Bu pastayı da çilekli yaz tatlısını farklı şekilde uygulayarak yapmış. Kedidilerini kelepçeli kalıbın içerisine dizip kremayı orada uygulamış, servis etmeden az önce de kelepçeyi açtı. Kreması daha sıkı olsun diye pişirdikten sonra çırpma işleminde 1 yumurta ilave etmiş. Her zaman söylediğim gibi annem göz kararı tarif uygular, tıpkı tüm anneler gibi :) O nedenle burada verdiğim kremanın daha sıkı olması için unu çoğaltıp, sütü azaltmış da olabilir. Herhangi bir mutfak kazası oluşmaması adına uyarmak istedim. Ben de denediğimde size tam tarifi bildiririm.

      Yaş 20'yi aşalı bir hayyyliii :) olmasına rağmen doğumgünüme 1 gün kala yirmilik dişim kendisinin de benimle büyümekte olduğunu acı bir şekilde gösterdi bana. 5 gündür bu acıyı çekiyorum. Malesef apse olduğu için de müdahale edilemiyor henüz :( Dün gece yine sağlığımızın ne değerli olduğu geldi aklıma, Allah'ım kimseyi ufacık ağrı ile bile karşılaştırmasın.

      Geçtiğimiz haftaya dair yazacak daha çok şeyim var ama bugünlük bu kadar yeter.

      Afiyetle kalın,

      Devamını Oku

      1 Eylül 2009 Salı

      İFTAR SOFRASI

      0 yorum
      Cuma akşamı iftara misafirlerim olduğundan bahsetmiştim. Çarşamba akşamı yapılan alışveriş ve perşembe günü hazırlanan yemekler ile cumaya vardık çok şükür. İşyerim evimden birrrrr haayyyyliii uzak :) olduğu için , kendimi riske atmadan soframı bile perşembe akşamından kurup hazırladım. Ne zamandır kullanmayı dört gözle beklediğim yeni aldığım suplalarımı (büyük dekoratif tabak) kullanmak sonunda nasip oldu. Anneciğimin bir zamanlar vitrin örtüsü olarak kullandığı benim kumaş peçeteye çevirdiğim nadidelerim de bir güzel ütülenmişti. Evdeki peçeteliklerden seçemeyince tabaklara uygun dore rafyaları kurdele şeklinde bağladım. Ve sofram cuma gecesine hazır duruma geldi. İyi ki de hazırlamışım, eve vardığımda sadece 30 dk kalmıştı iftar vaktine. Tabii beni bir hayal edin :) Engin'in dediği gibi vızır vızır :)

      Tüm menüyü bir fire ve bir ilave ile hazırladım. O ne ? demeyin :) Mücver yapacaktım, yetişmedi. Ama güveçte arpacık soğan ile konuyu dengeledim sanırım :)
      Gelen konuklarımın özel bir durumu söz konusuydu. Baş misafir dayısının kuzusu süt ve süt ürünlerine, dana etine alerjik olduğu için menüyü bu yönde şekillendirmek durumundaydım.Yani bu menüde süt-yoğurt-peynir-tereyağ-dana eti yok :)
      İftar Menümüzde:
      • Süzme Mercimek Çorbası
      • Zeytinyağlı Taze Fasulye
      • Patlıcan Salatası
      • Közlenmiş Sarımsaklı Kırmızı Biber
      • Fırında Domates Soslu Kuzu
      • Pirinç Pilavı
      • Güveçte Arpacık Soğan
      • Cevizli & Nohutlu Börek - Domates Sos ile
      • İftariyelik
      • Tatlı olarak Baklava

      O telaş ile herşeyin fotoğrafını malesef çekememişim. Buna bile güldüler:) Ezan okunmuş ben, "durun ! yemeyin!" diye etrafta kamera ile dolanıyorum :)
      Birçok şeyin fotoğrafını o akşam çekemeyince kalanların fotoğrafını bir ertesi gün çekebildim. Tabii kalanların :)


      Bu arada bilmem farkediliyor mu ama fotoğrafçılık kursuna başladım cumartesi günü. Et, çorba ve böreğin fotoğrafları kurs sonrasında çekildi:)

      Bakalm bu önümüzdeki 5 hafta neler değiştirecek?
      Ama cidden önemli bir konu şu ki, üşenmemek lazım.. Tabağa at, çek olmuyor :)
      Bir sonraki yazımda seveceğinizi umduğum cevizli&nohutlu böreğin tarifini paylaşacağım.
      Afiyetle,
      Devamını Oku

      12 Haziran 2009 Cuma

      BALKONDA ÇAY KEYFİ & PATLICANLI BÖREK

      0 yorum
      Yazıya şöyle başlamak lazım: Efendim balkon var , balkon var.. Bizim naçizane balkon bu hanımları pek kesmez ama maksat muhabbet dedik tıkışıverdik bizim ufacık tefecik mini minicik balkoncuğumuza.

      Adaş Şekerim , Yasom bizim eve buyurmuş, güzel bir meni oluşturmak lazımdı tabii. İşin erbapları gelince özen daha da bir artıyor haliyle.


      Bu çay davetine de şunlar seçildi:






      Yedik, içtik... Sohbetin tüm demlerine vurduk...

      Sıra geldi tarif vermeye:

      Patlıcanlı Börek yapmak aklıma düşünce, her zamanki gibi blogları şöyle bir dolaştım. Sevgili Burçin'in bloğunda okuduğum yöntem hoşuma gitti ve bunu uygulamaya karar verdim.

      Tadı son derece lezzetli oldu. Ancak bir sonraki sefere sanırım aralarına yağ-süt-yumurta karışımı değil, sadece yağ süreceğim. Ben tercih olarak çıtır çıtır böreği sevenlerdenim. Eğer yumuşak börek seviyorsanız yağ-süt-yumurta karışımı tam size göre demektir.


      PATLICANLI BÖREK
      Malzemeler: (1 yufkadan 4 adet börek elde ediliyor)
      • 3 adet yufka
      • 3 adet patlıcan
      • 1 adet ortaboy kuru soğan
      • 2 adet çarliston biber
      • 2 adet domates
      • sıvıyağ
      • 2 adet yumurta (bir tanesinin sarısı üzerine)
      • süt (arasına sürmek için)
      • çörekotu & susam
      • tuz-karabiber

      Patlıcanları küp küp doğrayıp tuzlu suda bir müddet bekletiyoruz. Tencereye 2-3 yemek sıvıyağ koyup yemeklik doğradığımız soğanları soteliyoruz. Biberleri ve domatesileri ufak ufak doğruyoruz.Sotelenen soğanlara önce biberleri ekliyoruz. Renkleri değişince suyunu süzdüğümüz patlıcanları ilave ediyoruz.Son olarak domatesleri ekleyip, tuz ve karabiberini arzuya göre koyuyoruz.1 çay bardağı su katıp, suyunu çekene kadar pişiriyoruz.

      Süt-yumurta ve sıvıyağı bir kasede çırpıyoruz.

      Yufkayı tezgaha serip her yerine bu harçtan sürüyoruz. Önce karşılıklı iki kenarını katlayıp sonra diğer kenarları katlayıp bir kare elde ediyoruz.Üzerine tekrar harçtan sürüp oluşan kareyi 4 eşit parçaya kesiyoruz. Oluşan herbir karenin ortasına patlıcanlı harcımızdan koyup bohça şeklinde katlıyoruz. Katladığımız kısmı altta kalacak şekilde yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz. Tüm yufkalara aynı işlemi uygulayıp, son olarak üzerlerine yumurta sarısı sürerek susam ve çörek otu serpiyoruz.

      Önceden 180 derecede ısıttığımız fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

      Aman lafa dalıp fazla kızartmayın, benimkiler gibi oluyor :)

      Afiyetle,

      Devamını Oku

      19 Nisan 2009 Pazar

      BAHAR ÇARPMASI VE İLK BALKON KEYFİMİZ

      0 yorum


      Diyeceğim şudur ki, geleneksel Müge'yi bahar çarptı günleri başlamıştır. Elim kolum yine tutmaz oldu. Aslında tüm yükü mevsimsel geçişe de vermek istemiyorum, bu çarpılma sürecinde malum akılalmaz iş yoğunluğum da başrolü kapmış durumda. Bir tane banka reklamı var , muhakkak görüşsünüzdür.. Bir seyahat kartı tanıtımı yapıyor. İnsancığın biri , ki o zavallıcık nasıl da bana benziyor, sabah kalkıyor, aynı; giyiniyor aynı; içtiği çay aynı; yaptığı şey aynı... Sonra ertesi gün oluyor aynı... ve reklamın özetini şöyle veriyorlar A ----------> B arası yaşanan bir hayat. A noktasından B noktasına geçen bir ömür. Vallahi her sabah 06:15'de başlayan hayatımı o kadar güzel özetlemiş ki :) Neyse ki A noktasından B noktasına gitmekten ibaret olan günlerimi haftasonları ile renklendirmeye çalışıyorum ben de.

      Yukarıdaki masa renkli haftasonlarımdan birinden. Baharı sırtımda sıcacık selamı ile hissettiğim bir masadan.O ne demeyin..Terasta güneşi gören koltuğu kapınca hem yedim hem de ısındım :)

      Malum gün yapıyoruz Yasocum ve Adaş Şekerim ile :) İlkini bizim evde yapmıştık, sonra da Adaş'ta toplanmıştık. Sıra Yaso'ya gelince araya bir sürü aktivite girdi ancak iyi ki girmiş, güzel bir bahar gününe denk geldi ve biz de terasın tadını çıkarttık.

      Masa yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi muhteşemdi. Sizleri Müge ve Yasemin'in bloglarındaki iki anlatıma yönlendirmek istiyorum, mamaları burada görmeniz daha güzel olacak çünkü benim ufaklık makinam pek işbilir değilmiş o gün :)

      Herbirinden bilmem ne kaç tur yediğim masadaki enfes lezzetlerden Dalyan Ekmek'i özellikle deneyeceğimi belirtmeden geçemeyeceğim, zira zaten kendisi benim özel talebimle yapılmıştı:) Pırasalı Börek'e zaten cümle kurmama bile gerek yok..En son saydığımda 3. dilimi yiyordum :) Salatalar, Cheesecake... Hepsi müthişti. Eline sağlık Yasom !

      Bahar çarptı ama diyorum ya gezmeden geri kalmıyorum:) Cuma akşamı bi yerde yemek yedim ve bunu anlatmadan geçemeyeceğim.

      Cercis Murat Konağı ... Mardin mutfağının özenle işletildiği mekanda yok yok inanın.. Sunum şekilleri, farklı lezzetleri ile denemenizi özellikle tavsiye ediyorum. İsimlerini hatırlayamadığım envai çeşit meze, özel narlı salata, mardin kebabı... say say bitmez.. Ama herşey bittikten sonra masanıza gelen süprizler ise harika.. Süpriz olsun belki gidersiniz diye saymayayım ama iyi ağırlanacağınıza şüpheniz olmasın. Suadiye'den yolunuz geçerse , burada yemek yemenizi tavsiye ederim. Ancak sanırım rezervasyon şart olacaktır, çünkü cuma akşamı adım atacak yer yoktu.

      Ben A noktasından B noktasına olan yolculuğumu süreyim artık. Hepinize iyi haftalar diliyorum.

      Afiyetle kalın,

      Devamını Oku

      8 Nisan 2009 Çarşamba

      SON DAVET SOFRAM

      0 yorum
      Mart ayında 19 kişilik bir misafir grubunu ağırladım. Akraba günümüzde sıra bendeydi ve kalabalık bir grup olmaları nedeniyle hem çeşidi bol tutmayı hem de açık büfe servis etmeyi tercih ettim.

      Sağolsunlar soframa teyzem ve kayınvalidem de katkıda bulununca çeşidimiz bol, bereketli bir sofra oldu.

      Menüde yer alanlardan tarifini vereceklerim olacak.
      Örneğin bu salata gibi;

      Nar Ekşili Bezelye Salatası
      Emine Teyzeciğim çok sık yapar ve ben de ne zaman denk gelsem zevkle yerim. Menümü oluştururken bir alo dedim kendisine ve uygulamayı öğrendim.Sizlere de anlatacağım sonraki yazımda, son derece pratik , lezzetli ve kalorisiz :)

      Ispanak Borani
      Bizim evin demirbaşlarındandır. Hele de teyzemlerde hiç eksik olmaz. Teyzem gelirken getirmiş biz de afiyetle yedik.


      Annemin peynirli poğaçası

      Daha önce tarifini vermiştim zaten, bu sefer Dr. Oetker'in mahlepli susamlı kabartma tozunu kulandım ve bir miktar da tereyağ ekledim. Güzel tepkiler aldı:)


      Ada Meze (Annemin tabiriyle)

      Yeni keşfim, Cevizli & Tarçınlı Kurabiye
      Tarifini paylaşıyor olacağım

      Kayınvalidemin spesiyali - Fındıklı Kurabiye

      Daha önce sadesini denediğim tarifin ortasına vişne koyup pişirdim. Favori oldu :)

      Kayınvalidem=Zeytinyağlı Dolma
      İşin uzmanı diyebilirim..
      Daha önce verdiğim bu tarifi buradaki gibi ganaj ile sıvayıp servis yaptım. Gerçekten hafif lezzeti ile bu pasta benim en sevdiğim pasta diyebilirim.

      Son dakika fırından çıkartıp sıcak servis ettiğim için o kalabalıkta fotoğrafını çekmeyi unuttuğum
      ve..
      Salatalarla belki tercih edilir diye bulunsun fikriyle yaptığım CEVİZLİ EKMEK.. İyi ki yapmışım, bitiverdi :)
      Görüşmek üzere, afiyetle kalın...
      Devamını Oku

      1 Mart 2009 Pazar

      ZAMANLA YARIŞ VE MUTLULUK VERİCİ SONUÇ

      0 yorum
      Bu cumartesi öyle bir aktiviteye katıldım ki, her saniyesinden ayrı bir keyif aldım ve sanırım hayatım boyunca o günü hiç unutmayacağım.
      Uno'nun organize ettiği Blogger Sofrası etkinliği için biraraya gelindi ve hep katılmak istediğim tarzda bir yarışma düzenlendi.
      Benim için yemek yapmak bir bahane biliyorsunuz. Bir çok şeye vesile.Vakit geçirmeye, hayal kurmaya,renklerle, malzemelerle oynamaya, kafa dinlemeye, stres atmaya ama sanırım en önemlisi yaratmaya vesile.
      Yemek yaparken hep yeni bir şeyler denemeyi bu yüzden seviyorum sanırım. Kendimi tekrarlamaktan pek hoşlanmamam yemek yaparken bende müthiş bir keyifle yeni bir şeyler deneme hissi uyandırıyor.
      Bu yarışma da işte bunun için harika bir platformdu diyebilirim.
      Birbirini tanımayan insanlardan oluşan 4 kişilik gruplar, içinde ne olduğunu bilmediğimiz 2 kocaman sepet, hayatımızda görmediğimiz kocaman bir mutfak ve verilen sadece 1 saat.
      Beklenen o koca sepetlerdeki malzemelerle 6 kişilik "1 çeşit salata, 2 çeşit sandviç, 1 çeşit anayemek, 1 çeşit tatlı " menüsü oluşturmak ve bütün bunları sadece 1 saat içerisinde hazırlamak idi.
      Önce grup ismimizi koyduk..Madem bu organizasyon UNO'nundu..Biz de QUATTRO olurduk :) 4 kişiyiz ya :) (Uğur,Nilay, Melek ve Ben) (Melek'in bloğunun ismini doğru hatırlayamadığım için link koyamadım, özür dilerim)
      Sonra menü istendi bizden..Sadece 15 dk da sepetler incelendi ve ne pişirileceğine karar verildi.
      Sepette alakalı-alakasız bir sürü malzeme.. Karar vermek gerçekten çok zordu.
      Sonunda ..
      • Sotelenmiş Sebzelerle Vejeteryan Salata
      • Taze Kekikli Steak Sandviç
      • Köfte Kanepeler
      • Satai Soslu Tavuk
      • Lokum Rüyası (İsmini koyarken neye benzeyeceğini bilmiyorduk bile) :)

      Aramızda işbölümü yaptık hemen.Herkes bir işe girişti. Dolapta bekleme süresini göz önünde bulundurarak ben tatlı ile başladım. Diğer yanda tavuk ve sandviçler için hazırlıklar devam ediyordu.

      Tatlı için pek bilindik malzemeler yoktu.Tamamen hayalgücü ile birşeyler yapmaya çalıştık. Hazırladığımız tatlıları buzdolabına koyunca hemen diğerlerine başladık. Salata, sandviçlerin tamamlanması..Bu arada şefimiz Eyüp Bey sürekli son 20 dk .. Hadi zaman bitiyor diye bizi uyarmayı da ihmal etmiyordu :)

      Son 15 dk kala tatlıları dolaptan çıkarttık ve acı gerçekle yüzleştik. Tatlılar kalıptan çıkmıyordu. Aklıma reklam ve filmlerde gördüğüm kaynak makinasına benzer şu alet geldi.Hani tatlıların üzerine tutuyorlar ya :) Adı Pürmüz'müş :) Ustalara gidip "Var mı siz de? Ne olur .. varsa verseniz!!" diye yalvardım :) Vee...

      Elimde pürmüz, tabakta inatçı tatlılar..

      Neyseki elbirliği ile kurtardık tatlılarımızı kalıptan ve 1 saat içerisinde büfemizi oluşturmayı başarabildik..

      İşte büfemiz :)
      Sotelenmiş Sebzelerle Vejeteryan Salata

      Satai Soslu Tavuk
      Köfte Kanepeler
      Taze Kekikli Steak Sandviç


      Lokum Rüyası
      Yarışmanın sonunda her sofra bir birincilik aldı ama bizim aldığımız birincilik gerçekten bu yarışmaya giderken benim hedeflediğim ünvandı.

      EN YARATICI SOFRA!

      Jüri özellikle tatlımıza methiyelerde bulundu ve tatlımızın çok yaratıcı olduğu söylendi. Yani çektiğimiz o 15 dk'lık sıkıntıya deydi.

      Buradan tekrar Uno'ya teşekkür ediyorum.. Çok eğlendim çoookk !

      Devamını Oku