Blog Oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog Oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2007 Salı

3x3 Oyunu

0 yorum
İşte bloglararası yeni bir oyun. Eğer bu oyunları zamanında yapmazsam karnıma ağrılar giriyor sanki bir sınavdan kalacağım da blog anne gelip kulağımı çekecekmiş gibi hissediyorum. :)))

Seldacığım öncelikle o nefis pastanı ithaf ettiğin için teşekkür ederim... Kimbilir belki bir gün hayaller gerçek olur.. Esracığım güzel sözlerinle ve leziz ithafınla beni sobelediğin için sana da teşekkür ediyorum. Bu arada bu postu yayınlamadan önce sevgili Nur ve Kamile'nin de beni sobelediklerini öğrendim, buradan onlara da teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu oyunun oynanışı da şu şekilde: 3 tane yemek tarifi verip, her birini 3 yemek bloguna ithaf edip, şu 3x3 soruyu soruyorsunuz. Ben ithafımı tüm blogcu dostlarıma yapıyorum, tüm pastalarım tüm blogcu arkadaşlarıma.. Böylece ben sobelemeden bırakacağım, hem de hiç bir arkadaşımı ithaftan yoksun bırakmayacağım.:))))) (Yaaa tamam blog anne yaa, çekme kulağımı!!!! :))))

Bunlar da sorular ve cevaplarım:

1.1. Daha önce yaşadıgınız 3 şehir?
İzmit, Eskişehir ve halen yaşadığım İstanbul..

1.2.Tatil için gittiğiniz, gördügünüz ve önermek istediğiniz 3 yer?
İlk önerim Marmaris, bütün çocukluğumun yazları orada geçti. Benim için tatil deyince ilk orası gelir. İkincisi Ağva, eşimle evliliğimin ilk yılında 3 günlük bir tatil yapmıştım. Rüya gibi tatillerimden biridir. Üçüncü önerim ise imkanı olan varsa İspanya'ya(Costa del Sol) gitsin derim. İşte hayatımın en güzel tatili, balayım orada geçti. İleride yaşlanınca aynı yerde aynı tatili tekrarlayacağız inşallah.

1.3. Yaşamak istediğiniz (görmediğiniz de olur) 3 şehir?
Eşimle ve çocuğumla olduğum sürece her şehirde yaşayabilirim ama bekarken New York'da yaşamış olsam fena olmazdı :)))

1. Şu andaki mesleğiniz nedir?
Şu anda çalışmasamda mesleğim Sinema-Tv.

2.2. Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Öğretmen olmak isterdim.

2.3. "Kesinlikle ben yapamazdım" dediğiniz meslek nedir?
Brokerlik.

3.1. Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
"Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol,tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol." (Mevlana)


3.2. Bir kitapdan alınma, çok sevdiğiniz bir cümle, paragraf veya bölüm?
.........................
Gülümsemek istiyordum, zorlama gülümsemem gözyaşlarımın arasında beliriverdi. Maurice'in yüzüme değen yüzünü ve gözlerimi silen kar beyazı mendilini belli belirsiz duyuyordum.
"Ne var? Ne var?"
Hıçkırarak göğsüne yapışıyordum:
"Maurice, bir felaket oldu. Adam gitti."
"Sakin ol, sakin ol ve bana her şeyi anlat."
Üzüntümü bastırdım ve tüm ayrıntıları anlattım.
"Çok acı, küçüğüm ama ben buradayım."
Umutsuzlukla ona yalvardım:
"Sen de bana veda etmeye gelmedin, değil mi? Yalvarırım Maurice?"
"Hayır. Daha uzun süre kalacağım. Ancak aşkı keşfettiğinde gideceğim. Hayatın en güzel şeyi olan aşkı keşfettiğinde. Bu biraz daha zaman alacak yavrum"
........................
(Güneşi Uyandıralım- Jose Mauro de Vasconcelos)

3.3. Çok sevdiğiniz bir şiirin bir parçası?
Güzelliğin on para etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa.

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk'olmasa.

Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Aşık ve maşuk olmasa.

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı Veysel adı
O sana aşık olmasa.
(Aşık Veysel)


Devamını Oku

4 Nisan 2007 Çarşamba

Aldım-Kullanıyorum-Pek Memnun Kaldım!

0 yorum
Sevgili Seldacığım beni sobelemiş. Aslında daha önce pek çok kez sobelendim ama bir türlü fırsat bulup oynayamadım oyunları. Buradan beni sobeleyip de cevapları göremeyen arkadaşlarımdan özür dilemek istiyorum. Sırada yazılacak pek çok tarifim olmasına rağmen silkinip bahar yorgunluğumu atamıyorum malesef. Ha peki bunu neden yazdın derseniz, eminim mazeretimi haklı bulacaksınız. Bloglar arasında bir oyun var şu sıralar. Herkes alıp da memnun kaldığı bir takım eşyalarını tanıtıyor. Kendi adıma merakla takip ediyordum bu oyunu çünkü özellikle mutfakta işe yarar alet demek, hayat kurtarmak demek, zaman kazandırmak demek. Şimdiden bir sürü alınacak listem oluştu bu sayede. Buradan tekrar tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Bu sobeyi kaçırmayışım da bu nedenle, belki fikir olur birilerine dedim...




Alıp da memnun olmayan var mıdır pc'sinden bilmem ama, eşim bana öyle bir pc toplatmış ki, daha bir kez teklesin, bir kez ben çöküyorum al bu da işareti desin.. Yok vallahi çok memnunum çok. Hem blog dünyasının hem de paylaşımların kapılarını açtı bana.


Hemen ardından mutfak eşyalarıma dönüyorum. Aslında evimdeki hemen hemen her eşyam için memnun kaldım diyebilirim çünkü önce iyi araştırırım, kullanmayacağım şeye para pek vermem. Yine de arada fire oluyor...
Bu benim Tupperware hamur mayalama kabım, sağolsun kayınvalidem aldı bana. Hamuru mayalayıp içine koyuyorsun, kapağını kapatıyorsun, hiç öyle sarıp sarmalamadan 15 dakikada hamur dev gibi kabarmış olarak kapağını aralayıp bakıyor oradan. Çok memnun kaldım yani.


Bu resimdeki çeşitli tabaklarım Mudo'ya uğradıkça bir-iki sepete attıklarımdan. Tabii en sağdaki köfte hariç :) Onu da aldım pek memnunum o ayrı! :)))) Ne yaptıysam elini tabağa geri atmadan çekemedim resmi.. Neyse konuya dönelim, zaten fazla söze de gerek yok, özellikle meze sunumlarında çok işe yarıyorlar, çiçek şeklinde olana da dip sos ya da kimi zaman reçel koyarım. Çok severim kendilerini...



Salata malzemelerini özellikle de marulu yıkadıktan sonra ne kadar kurutmaya çalışırsam çalışayım, tabağın dibinde çorba gibi karışımlar görmekten kurtulamamışımdır; ta ki bunu keşfedene kadar. Karşınızda marul kurutucu... Üst resimdeki köfte bunu çevirirken çıkan sesten korkup ağlamasa daha memnun kalacaktım ama olsun ben de balkonda çeviririm. :)



Mutfak maceralarıma taa ilkokul yıllarımda başladım, annemin "olsun kızım, bir dahakine daha güzel olur" sözlerinin eşlik ettiği fırından taşan keklerle... Resme ekleyemediğim bir dolu kek kalıbım daha var mutfakta, ben en cicileri bunlar dedim, böyle bir kolaj yaptım... Soldaki tart kalıbım hariç (daha onu denemedim ama memnun kalacağımdan şüphem yok) hepsi de son derece sorunsuz kekler sundular bana.


Tupperware hamur aç setim... Şeker hamuruyla oynamaya başladıktan sonra böyle bir şeyin hayalini kurmuştum. Sağolsun yine kayınvalidem aracılığıyla çarçabuk edindim bir adet. Kaplayacağım pastanın boyutunu hesaplayıp ortadaki yuvarlaklar yardımı ile kolayca açıyorum hamurlarımı. Merdanenin içine isterseniz sıcak ya da soğuk su da doldurabilirsiniz hamurun ihtiyacına göre. Şimdi benim pasta vs çalışmalarımın baştacıdırlar kendileri...

Pasta ve kurabiye dekorasyon kalıplarım. Binbir endişe ile yurtdışından getirttim. Yedirmem de yedirmem paracıklarımı pahalı yerlere dedim, pek de iyi yaptım. Hem çok uyguna getirttim hem de sorunsuz elime geçti. Şurada gördüğünüz bir avuç kalıp beni nasıl mutlu ediyor bir bilseniz..


Soldan sağa... Püre yapıcı aletim, bebişimin mamalarını hazırlarken kullandığım gibi, ceviz, fındık vs. kırmada da çok işime yarıyor. Ikea sağolsun bu tarz ıvır zıvırları kazandırdı hayatımıza girip... Ortada, yine Ikea ürünü ölçü kaşıklarım. Yabancı kaynaklı sitelerdeki tarifleri uygulama konusunda yardımcı oluyorlar bana, yoksa o neydi bu kaç gr. diye uğraşmaktan bıkmıştım. En sağda pasta kat ayırıcım. Bunu 2-3 yıl falan önce almıştım, Bağdat caddesinde sahil kısmında Beyaz Fırının yeni bir şubesi açılmıştı, pastacılık malzemeleri satıyorlardı ama fiyatlar müthiş pahalıydı. Elimi sürebildiğim yegane aletlerdendi tabii hiç olmayacağına bari biri olsun demiştim, iyi ki de bunu almışım şimdi çok işime yarıyor.

Assolistlerin en son çıktığı gibi ben de mutfak tartımı en son çıkarıyorum karşınıza. Bu alet benim elim ayağım. O kadar memnun kaldım ki anlatamam. Bir ara abartıp yediğim içtiğim şeyleri tartıp kalorilerini bulmaya çalışıyordum. :)) Allahtan en fazla 2 kilo tartıyor yoksa miniğim doğduğunda onu bile tartar dururdum hergün. :)))
Eğer kabul ederlerse ben de Pembeli ve Çerkez Kızı'nı sobeliyorum. Bakalım sizden işe yarar neler çıkacak?
Devamını Oku

13 Şubat 2007 Salı

Ben de "mim"lenmişim...

0 yorum
Bebek Kokusu'nun becerikli aşçısı, sevgili Aylin beni mimlemiş ve sobelemiş... Henüz blog işlerinde çok acemiyim o nedenle doğru mu yazdım bilemiyorum. Sanırım önce kendimi tanıtmam gerekiyor...

1978 İzmit doğumluyum ve lise öğrenimimi burada tamamladım. Üniversite hayallerim beni Eskişehir'e taşıdı, hayalimdeki mesleği okudum: Sinema-Tv. (Aklımca Hollywood'a gidecektim :)) Harika bir üniversite hayatından sonra ilk ve şimdilik son işim olan Digiturk'e girdim. Hayallerimin erkeği ile tanışınca onunla evlendim ve başka bir işe girmek üzere bu işimden ayrıldım veee..... giremedim :) 1 yıl sonra bir bebeğim oldu ve şimdi en büyük mesleğim onu büyütmek.

Hayatı seven ve tad almak isteyen her insan gibi yemeyi, gezmeyi, kitap okumayı, kültürel etkinlikleri, müziği dansı severim.. Bu sıkışıklıkta vizyona giren tüm filmleri takip ederim. Her anım doludur, boş oturduğum bir dakika yoktur. Kafaya bir şeyi taktım mı üstüne gidip halletmeden bırakmam. Asla pes eden bir yapım yoktur. Dostlarımı severim, mümkün olan her fırsatta dostlarımla görüşürüm zaten evim hiç boş kalmaz, canı biraz kahve biraz sohbet isteyen ve biraz da pasta tabii; soluğu bende alır ve bu duruma bayılırım. Yalnızlığı da severim bazen, kafamı dinlemeyi, sevdiklerimle geçireceğim günleri özlemeyi de severim...

Şimdilik bu kadar olsun, sobelendikçe devam ederim :)


1-Market alışverişi yaparken yeni ürünler alıp mutlaka denerim!...

Mutlaka mutlaka! Evde bazen işe yaramayan tepecikler de oluşur ama önemli değil, ben hevesimi aldım ya :))))

2-İnternetten gazete okumayı hiç sevmem!...

Hem internetten hem de elimle dolu dolu gazete okumayı çok severim. İnternetin tek eksiği çayımın kokusuna gazetemin kokusununkarışmıyor olması...

3-Hiç sigara içmedim tadını bilmem!...

Evet tadını biliyorum, sigara içen bir ailenin kızı olarak da bilmemem mümkün değildi, bu merakla büyüdüm. Üniversitede denedim ilk sigaramı. Oğluma hamile kalana kadar da tek tük içmişimdir. Ondan beri ağzıma koymadım ve koymayacağım da. (Babacığım sen bu satırları görmemiş ol e mi?)

4-Sevgi,saygı,hoşgörü ve ukalalık...

Sevgi, saygı had safhada; yetiştirme gereği, hoşgörü bazen olamayabiliyor. Ukalalık tartışılır. Bilgimden emin olduğum yerde çekinmeden dile getiririm ama bilmediğim konularda hiç bir yorumda bulunmam.

5-Futbolu seviyorum!...

Hayır.

Ben de bu soruları Kamile ve Ayşem'e yöneltiyorum. Bloguma girip güzel yorumlar bırakan bu cici hanımlar kimmiş bakalım? Yalnız dediğim gibi bu işlerin acemisiyim, daha önce mimlendiniz mi bilemiyorum. :)
Devamını Oku